Listeye ekle
Sözler
Bir payîzin seherinde gördüm seni. Bin mevsim değiyordu saçlarına. Gözlerinde buğulanan payizoklar nazlıydı. Geceden kalan yağmur ve ateş kokuyordun. Bizi saran bu çağın buhranı tekinsizdir. Bir düşü elleriyle dövüşen güzeldir. Güzeli görmek ve öldürmek aynı anlamlar içerebilir. Bilinmek ama öğrenilmemek kadar üzgün gerçekler gibi. Seni gördüm, Bir şehla turna vurdu beni. İnledim, karanfil ağladı. Kaküllü kehribar taşlarla süslü ve esmer. Siyah kısrakların yeleleri Besta’ya uzandı, Çınar Ovası’ndan doğrulan kadınlar seni gördü. “Delal” diyordu mırıldanan kadınlar. Tarih öncesi şarkılar gibiydi ağıtları… Yangını olmayan aşk değildi. Hürriyet, şikâyet bildirmezdi. Gözlerine mühürledikleri bilgiye uydular ve rüzgârlar giyindiler. Seni gördüm, Delal, Bir elinde yıldırımlar, diğer elinde umutlar taşıyordun. Kimsesiz gerçekleri ayaklandırıyordun. Sen; Tutunamayanların iç çekişi, Her yanı düşünce sızan kadınların, Yoksulların, Gazap içmişlerin, Hayatın dışına itilmiş köylülerin, Mağlupların gece yürüyüşü. Sen; Mahkûm edilmişlerin, Kanunların kaçağı, Sınır ihlalcilerinin büyülü dağı, Ve bizi hiçleştiren her bütünlüğü infilak ettiren devrim. Tek devlet, tek adam, tek dil vahşisini tek tek vuran kızıl gerilla. Seni gördüm, güzel. Bana geliyordun Amed’e. Bin süvari dizildi ardı sıra, bin ölüp geçirdi mızrak uçlarına. Bin şehla turna daha vurdu beni. Gönül bağım yandı. Yaralı. Her yanım inledi. Gelme, dedim güzel. Bahtım siyahım, zülfünde durur. Dem u devranım sinende avunur. Kanlı gömleğinden sızan karanfil. Kurşunlu Camii’nde vuruşan oğlun incinir. Şimdi öyle zamansız. Gelme, güzel. Alnım yıkık, ellerim belalı, düşman pusuda. Teselli bulmaz artık Karacadağ. Sisler bağladı. Dünyanın ıstırabı şafağı dağıttı. Matem yok, ağlamak yok diye. Bizi barındıran topraklar adına yeminler ettin, Delal. Çirkin için güzeli bilmek zulüm. Aldanan dünya için gerçek hayaldir. Güzel bizim, gerçek bizim, bu Hülya bizimdir. Güzel bilir, şehla turnalar ancak yaralar bizi. Bu yüzden öyle kendinden emin deryalar tufan olsa da, Kışlar yazmalara yürüse de, Yıldızlar yere, Günler ezele dönse de, Durmaz güzel, gelme desem de. O hâlde bir mevsim serelim Hevsel Ovası’na. Ceylanların içtiği suların huzuru, Dillerin kırılamayacağı incelikte bir fethi, samimi kadın ve erkeklerin cesareti. Dost kavmin ve aşiretlerin merhameti. Ulu ağaçların onuruyla donanmış. Suriçi’nin dağlı kızları önce dizilsin Dicle önüne. Ardından gözleri ateş ve güneş bağlar delikanlıları. Mardin Kapı’dan inen aşiretler dağların etrafına, tedirgin ve Bajari’ler düz yollara dizilsin. Zerdeşti, Alevi, İslami ve Musevi kardeşlik göklere dualar sunsun. Kendini bilmekten gelen acılar durmuşlar kapılarında. Savaşın bilgelik gerektirdiğini bilenler Sur’larında beklesin. Güller içinde taşıyacağım güzeli, Turnalar, kuvvet verin bana. Ya şehidi kutsayan halkım? Kürdistan bir güzel, özgür oluncaya dek uluyacağım. Yeri sarsa sarsa iyiliğine döneceğim. Sesimde ağıran acılarla zulmü kıracağım. Diyeceğim: Ey Delal, cahil görünen âleme aldanandır. Bilmez, her dem güzeli anlamazdır. Pervane, ümit hesabı divana bırakmaz. Kalbimdeki mahşer, iyilikte ve kötülükte inanılmazdır. Seni gördüm, Delal, Ay çekiliyordu. Bildim ki güzel zamandan muaftır. Piştim ki âlem ölümden azaptır. Bakma feryadı figanıma. Baba Tahir Üryan dokundu yarama. Delal, nava çavemin hasrete ye. Nav du çavemin çiye piyete ye. Dıtırsım, tu gafil gav bave ji u piyete ji bijandın bıheşe.
Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yap. Giriş
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yap.